Archive for Haziran, 2007

Kale Burcunda

25Jun07

Asılan sevdasını darağacında bırakmıştı mecnun
Atmıştı kendini yollara
Düşmüştü
Yol hazır, ferman hazır
Açtı gözünü mecnun
İki tepenin arasındaydı
Bir nurun beşiğinde
Her yerden gelen bu bülbül sesi
Onu güzelleştiren Kur’an esintisi
Cennetteydi, şaban-ı veli’nin yanında
Sevdasıyla buluşmuştu
Burnuna gelen toprak kokusu
Ve içtiği nasrullah suyuyla sarhoştu
Toprağını bulmuştu mecnun
İhtişamlı kalesini
Oturuyordu burcunda
Bekliyordu ölüm meleği’ni
Yalvarıyordu
Yakarıyordu yaradan’ına
Ey Râb
Ey Râb
Ey Râb
Gönder artık azrail’ini…
Kastamonu


Güneş batarken Kur’an sesleri dağılıyordu semaya yakupağa’dan. Rahmet damlaları damlıyordu avluya. Furkan bitti, el-fatiha…
Oturduğum bank var bir elli yıllık. Ayaklarımın altında küçük bir şehir. Karşımda saat kulesi. Selamun aleyküm. Yanıma yetmişlerinde bir amca oturuyor. Aleyküm selam. Hoş ki, rüzgâr esintisi eşliğinde bir sessizlik. Amcam dertli. Başlıyor anlatmaya. İsmini pek de anlamadığım bir yerden göçmüş buralara. [...]


Derdim

18Jun07

Derdime lal oldum
Çıkmadı iki damla kelime
Gül gülmedi sevene
Bülbül gül eyledi kalbine…


Diktim bir aşk tohumu kalbime
İçimdeki ab-ı hayatı döktüm köklerine
Beceremedim aşık olmayı
Elime, gözüme, gönlüme bulaştırdım
Beceremedim
Fidanımın boynu neden bükük anne.


Sen

18Jun07

Kulağımda bir flüt sesi
Gözümde yıldızsız bir gecede görünen venüs
Burnumda o güzelim ıhlamur ağacı
Dilimin ucunda sen
Gönlümün içinde sen
Düşümse sen
Ne desem, kime desem, nasıl desem
Seni ne kadar sevdiğimi bir anlatabilsem
Senin için ölüp ölüp dirilsem
Sende dirilsem
Senin düşünle dirilsem
Sen
Gelir misin?


Bu Gece

18Jun07

Gözlerim kan çanağı
Bu gece sen geldin yine
Girdin düş kapımdan
Sapladın hançeri kalbüme
Mutluyum
Ölüyorum
Gömülüyorum aşkına.


Yokluğunda yoksulluğumu gödrüm bu gece
Ve bu gece anladım hayalinin bile terkettiğini
Anladım artık umut katrelerinin semaya süzüldüğünü
Anladım onların ab-ı hayat olmadığını.


İnceldiği gibi kopan gönlün nereye ey dilber
Gittiğin yerden bana aşk getir,
ya da aşkı içine al, getir kendini.
Dur,
bekle!
Ya gittiğin yere beni de al,
ya da al şu kalbi
At arzdan içeri
Ört üstünü toprakla
Kara toprakla
Kara sevdayı ört
Beni ört.


Vuslat

11Jun07

Boğaz’a karşı bekliyorum
Ey vuslat bit artık!
Güneş batarken elime aldığım kalem,
dökülen yaşlarla ıslak.
Bir esintinin bıraktığı matem,
kaybolan eylemimi hatırlatıyor: yaşamak.
Dalgaların ayaklarıma çarpmasıyla irkiliyorum.
Soğuk düşlerimin sıcacık meleği,
sanki yukarıdan bakıyor bir tebessümle.
Akşam oluyor.
Ve o tebessüm bir anda kayıyor semadan.
Gömülüyorum boğaza.
Nerede kaldın ey intihar gözleri!


Ses

01Jun07

Rabbim! bana bir ayet indir ölümden
doğudan ve batıdan bir ayet indir
henüz ölmemiş sevdiklerinden gelinlik kızların
telli duvaklı bir ayet indir.
bir ayet indir içinde çocuklar
ve gözpınarlarından
henüz kurumamış
damıtılan bir diriliş olsun.
Tanrım! Bana bir ayet indir
çarpan yüzüme
ne doğuda ne batıda
görülmemiş olsun
mermerlerin uğultusunda
sesim kadar büyük olsun
kul kadar aciz.
Ömer Faruk Çevik