‘Burası dünya, ve biz artık çok sıkıldık.’

Eskisi gibi değil burası. Anlatılanlar gibi değil. Masallarda anlatılan gökyüzü yok. Yeşillikle donanmış bahçeler yok. Herkesin birbirini tanıdığı bir mekan yok. Ruh yok. Aşk yok. Dua yok. İslam yok. Bir tek şehir var. Dopdolu, ama bomboş bir şehir.

Ben yokum burada. Biz yokuz. Çünkü İslam yok. Geçmiş artık bize masal. Biz değiştik, şehir değişti. Kıyamete kadar ayakta kalacak(!) kazıklar çaktık ömrü kısacık(!) ağaçların yerlerine. Kazıkların boyları uzadı, gökyüzü de görünmez oldu. Hava kendini kirletti, sular kendini zehirledi. Ezanlar sustu, camiler yerin altına çekildi şehrin lanetinden.

‘Burası dünya, ve biz artık çok sıkıldık.’

Geçmişi unutmadık. Evet, biz ‘nisyan’dan geliyoruz ama şehir asla unutmadı. Hep bir şeyler fısıldadı bize. Ama biz gözlerimizi kapattık, masal zannettik onları. Evliya’nın Şam’ını, Tebriz’ini, Bağdad’ını, Bursa’sını, İstanbul’unu bir masal olarak dinledik. Gözlerimiz kapalı, elimizdekiyle oynadık. Şehirler, insan yüzünü göstermiyor artık.

Artık şehirlerimiz insanlarla insanların değil, kurumlarla insanların ilişkisine dayanıyor. Her yanımız tabelalarla dolu. Kocaman yollarımız var, sonu ibadethanelere ulaşmayan. Yerin altına girmiş onlarca katımız, bulutlara değmeye çalışan, adı üstünde, gökdelenlerimiz var. Her yapımız kalıcı artık. Bu dünyada olup, bu dünyadan olmayacaktık. İşte bunu unuttuk. Düzenden kaosa giden bu dünyada bir Firavun olduk.

‘Burası dünya, ve biz artık çok sıkıldık.’

Ey İslam şehri, bana kendini göster bir avuç tozda!



2 Responses to “Şehir Modern, Biz Firavun!”  

  1. 1 erzurumluadil

    İslam şehri kendini yeraltı mabedlerinde gösteriyor…
    Ara katlarında apartmanların, metro duraklarında, belli belirsiz imanı olan bir belediye reisinin imanında… belki oy kaygısında taksimin ortasında hayali, söylentisi duruyor..
    İslam şehri, islamı kurtarmayı düşünen ağızlarda değil, islamı yaşamak isteyen dimağlarda hayal olup kuruluyor..
    İslam şehri çok uzak… Uçakla bile gidilmez oralara..
    miraciye lazım.. beş sefer kakıyormuş her gün.
    yakalayan var mı aramızda?

  2. 2 Mustafa Kasım

    Bugün her yerde aynı binalar yapılıyor. Oysa şehirlerin yerel unsurları gözetilerek daha iyi evler ve mahalleler kurulabilir.

    Bakın, bir kere İslâmî varlık tasavvurunun köklü şekilde ayrıldığı nokta şudur. Hristiyanlıkta insan günahkar doğmuştur. İslâm’da insan Allah’ın vasıflarına göre yaratılmıştır ve günahkar değildir. Bir Müslümanın hem Müslüman hemde mesih olması mümkün değildir. Mesihlik kafire hastır. Maalesef kendini Müslüman sayan Türk okumuş yazarlarının, yaygın olan mesihçe tavrı, sahip olduğumuz inancın temeline aykırıdır. Heidegger her inanç sistemi, kendi temellerinin zıddına dönüşür ve yok olur diyor. Bu zıddına dönüş, İslâm’ın özünden tamamen kopuştur. Onun böyle olduğunu bilmeleri lazımdır. Hz. Peygamber, “Ümmetimin zevali kötü âlimler ve kötü emirlerden olacaktır” buyuruyor. İslam ulemasının vazifesini eksiksiz yaptığını söylemek neyazıkki mümkün değil. Bu İslâm ulemasına kendisini Müslüman sayan mimarlarını da dahil etmek lazım. Değilmi?

    Faruk Deniz in Turgut Cansever söyleşisinden.


Leave a Reply