Ve Umut ve Son

20Aug08

Yine önümde sefaret. Tren alabildiğine hızlı. Gecenin karanlığını delmek istercesine. Gece de yiğit. Tüm kozlarını oynuyor. Alacakaranlık… Kaçıyorum. Kozadan çıkan kelebek. Bir varolma savaşı. Bu şehir ne de baş ağrıtırmış. Şehir. Bir şair edasında, ‘alıp başımı gidiyorum.’

Hayır. Senin için son defa kalemi elime almıyorum. Zaten bu zırvalıkları düşünmek de istemiyorum. Ya ilk. Ya son. Bunu kim anlayabilir ki, senden başka. Yaşıyorum, yaşamıyorum. Bunu kim hissedebilir ki benden başka. Seviyorum, sevmiyorum. Bunu kim bilebilir ki Hak’tan başka. O kutlu kelimeyi yazıyorum. Teslimiyetin ibaresini: Allahu âlem.

“Boğaz’a karşı bekliyorum; Ey vuslat, gel artık!” Bu şehir ne kadar güzel görünüyor Fethi Paşa’dan. Gönlün fethediyor bir yudumda. Ayaklarının altına serilen düşler gibi. Elimi çenemin altına yerleştirip düş’üyorum. Manzara gözlerimi çekiyor. Hattat adını ne de güzel işliyor, gönlüme: kıvrık bir çizginin üstüne bir nokta konduruveriyor. Ağaçları kaleme, denizleri mürekkebe çeviriyor. Ve ince bir dokunuş. Gönül, yanıyor.

Kime ne ki, kimim ben. Âdem’in oğulları bir tuhaf! Ah şu merak tayfası! Yanılıyorsun. Bunlar basit yazar döküntüleri değil. Mahpus değilim dört duvar arasında. Sigaram tütmüyor. Ve hasret’ten bahsetmiyorum. Evet, elim koluma bağlı ve yalnızım. Kafam da duman altı. Ne yapsam fayda etmiyor. Seni beklerken, ayrılığa da yenik düşüyorum.

Bu şehirden de bunalıyorum. Zaten havasını da suyunu da sevmiyorum. Yine ‘alıp başımı gidiyorum.’ İşte şehir! Biraz insan ve huzur. Huzur demek, seyir demek. Huzur demek, rüzgâr demek. Huzur demek, hışırtı. Az sonra bozuyor birkaç ses ‘hışırtı’yı. Kulak veriyorum. Bir daha geri almamak üzere. Rabbim ne insanlar var. Hışırtının, rüzgârın içinde olup da Sen’den haberi olmayan. Şükrediyorum. Rabb’e binlerce şükür… Artık kaçamıyorum. Şehir gömüyor toprağına beni. Bir karga misali. Evet, bu hikâyedeki Habil ben oluyorum. Ey Âdem’in oğulları! Gör Kabil’in yaptıklarını.

Bırakma beni, ey dost! Tüm bunlar oluyorken. Bırakma Kabil’in ellerine. Bırakma.

İşte benim hikâyem bu. Duvarlar, dumanlar, ayrılıklar… Benim içimde aşk var. Aşk; varlığın varlığa çıkışı. Benim varlığımda sevgi var. Sevgi; aşkın yansıması. Benim sevgimde umut var. Umut; …

Ve son.

İstanbul-Afyon-Ankara



No Responses Yet to “Ve Umut ve Son”  

  1. No Comments Yet

Leave a Reply