Ayrım

23Oct08

Uyanıyorum. Hem de kendiliğimden. İlk defa. Evet evet, ilk defa. Sabah ezanı. Ve güneşin doğuşu, içime. Tüm günlerden farklı bugün!

Hissediyorum. Bugün ben de farklıyım. Çayımı kahvaltımı kendim hazırlıyorum, içim içime sığmıyor, yerimde duramıyorum. İnanır mısın, şarkı söyleyerek çıkıyorum evden dışarı. Yağmur yağıyor. Sağanak. Sesimi kısıyorum. Ve bir araba. Kırmızı, en son modellerden. Altımı üstümü su ediyor. Kızmıyorum. Bağırmıyorum. Dedim ya, doğan güneş içimde. Kendime gülüyorum.

Otobüs her zamanki gibi. Kalabalık. Ön taraf, hastane müdavimi ihtiyarlar. Arkada envai çeşit insan prototipi. Nasıl yer bulduysam bu kalabalıkta, oturuyorum. Gün’den ondan olsa gerek…

Her otobüsün bir güzel’i vardır. O güzel, güzel olmasa bile elde ancak o vardır. Tüm gözler üzerindedir, bir annenin çocuğu üzerine titreyen gözlerle bakması gibi. Birazdan bir şey olacak kaygısı. Gülüşünü, sesini, bakışlarını, her şeyini bir televizyon edasında izler etrafındakiler. İşte o güzel, bu sefer’de karşımda. Şu güzel, bi umurumun dikkatimi çekemiyor. Bu sefer de. Umrumda-değil! Ben her zamanki gibi onu değil, onu izleyenleri izlemeye koyuluyorum. İçten içe gülüşüm, yüzümde sakin bir tebessüm olarak yansıyor. Sürekli kanal değiştiriyorum, hep aynı bakış. Bir tanesi ona baktığımı fark ediyor, göz göze geliyoruz; içten basıyorum kahkahayı. Yakaladım nârâlı fotoğrafını çekmişim gibi utanıyor, kızarıyor, bozarıyor. Genç de ha, on beş on altı yaşlarında. Başını öne eğiyor, bir daha o tarafa hiç bakmıyor. Kalkıyorum, basıyorum düğmeye. Bir durak erken ineyim de, biraz da yürüyeyim diyorum; mâdem bugün farklı!

İniyorum. İndiğim gibi tekrar sulanıyorum. Yine bir kırmızı araba, yine son modellerden ve yine bir tebessüm. Neredeyse şükredeceğim! Yağmur bastırıyor, hemen geçiyorum bir ağacın altındaki banka. Buraya hiç yağmur damlası gelmiyor, sanki yağmurdan kaçmış mekân. Şaşırıyorum.

Yağmurdan kaçarken doluya tutuluyorum. Ah! Mine’l-aşk… Takip etmeye başlıyorum, Augusto Pérez[1] misali. Attığım her adım, sıratta bir adım. Dilber’e. Sevgili’ye. Fark ediyor, fark ediliyorum. Yüzünü bana çeviriyor. Ve sidretü’l-müntehâ.

İşte hikâye şimdi başlıyor.


[1] Miguel De Unamuno’nun Sis adlı romanının baş karakteri.



No Responses Yet to “Ayrım”  

  1. No Comments Yet

Leave a Reply