Yine bir ağlama sesiyle uyanıyorum. Annem. Şimdi kalkacağım. Uyandığımı fark ettirmeden usul usul odamdan çıkıp salona gideceğim. Annem yine beyazlar içinde olacak. Secdeye kapanmış, ağlayarak. Ben de kanepenin ardından ona eşlik edeceğim. Gözyaşlarım küçük yüreğime akacak. Yine bir damlanın bile yüzüme akmaması için dua edeceğim. Akmayacak. Annem kalkmadan geri döneceğim yatağıma. O yanağıma bir öpücük kondurmak için gelecek. Ve anlamayacak ağladığımı. Ardından kapıyı yavaşça çekip beni gözyaşlarımın ıslattığı geceyle baş başa bırakacak…
Ve geçiyorum kanepenin arkasına. Annem ağlıyor, ben ağlıyorum. O hıçkırıyor, ben hıçkıramıyorum. Zaman geldi deyip tam kalkmaya yelteniyorum, bir oyuncak çarpıyor dizime. Hay aksi! Şunları toplamayı bir öğrenemedim. Bu sefer annem değil ben kızıyorum kendime. Ses çıkmamışken devam edeyim diyorum, annem bana sesleniyor. Sesi içimi okşuyor. Ne yapıyorsun orda diyor; hiç diyorum incecik sesimle, uzatarak. Gel yanıma diyor, gidiyorum. Neden uyandın söyle bakalım diyor, dayanamıyorum. İçime akan tüm gözyaşlarını salıveriyorum. Ne oldu diye soruyor. Sesi meltem gibi. Ama dindirmiyor içimdeki fırtınayı. Neden ağlıyorsun diye soruyorum. Sessizlik. Anneler hep ağlar diyor. Bir daha sessizlik. Bağrına basıyor, başımı okşuyor. Ben uykuya yenik düşerken, gözyaşları saçlarımı ıslatıyor.
* * *
Bugün annemin mezarını her zamankinden de bakımsız buldum. Fark etmemişim. Ne zamandır gelmez olmuşum buraya. Gözyaşlarımla üzerindeki çiçekleri sulamaz olmuşum. Yapraklar kırılmış Küsmüşler bana. Boyunları bükük. Ah insan! Nasıl da unutuyor! Dayanamıyorum. Olduğum yere çöküyorum. Eşim elimden tutuyor. O suskun. Ben suskun. Rüzgar pek yaman. Mezarlıkta bayram kalabalığı. O gece aklıma geliyor. Annemle beraber ağladığım son gece. Elleriyle ıslak saçlarımı okşadığı son gece. Ve sabah. Bir feryatla uyanışım. Odaya doğru koşuşum. Babamı ilk defa figanlar içinde ağlıyor görmem. Babamın beni odaya sokmayışı. Annemin sarkan kolunu görmemle ona doğru yırtınışım. Canımdan canın gidişi…
Eşim elini çekip kalkıyor. Artık kalmamız gerektiğini, hasta olacağımızı söylüyor. İçimde hala o geceki uyuduğuma pişmanlık. Göz göze geliyorum. Her göz göze gelişimde annemi hatırlıyorum. O sıcak gülüşü bir tek burada görüyorum. İçim buruk, pişman, gülümsüyorum. O da gülümsüyor. Canıma bir can daha katıyor. Son defa ardıma bakıyorum. Daha layık olmaya çalışacağıma bilmem kaçıcı kez söz veriyorum. Hadi diyor, uzaklaşıyoruz sözlerden.
Filed under: Hikâye | Leave a Comment
No Responses Yet to “Bir Bayram Sabahı, Sözlerden Uzaklaşırken”