<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Abdullah Başaran</title>
	<atom:link href="http://abdullahbasaran.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com</link>
	<description>&#34;Kelebeğin ömrü kadardı aşk...&#34;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 Jul 2011 16:10:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='abdullahbasaran.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Abdullah Başaran</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://abdullahbasaran.wordpress.com/osd.xml" title="Abdullah Başaran" />
	<atom:link rel='hub' href='http://abdullahbasaran.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Ütopya Değil Erdemli Toplum!</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/utopya-degil-erdemli-toplum/</link>
		<comments>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/utopya-degil-erdemli-toplum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 16:10:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mâverâ.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://abdullahbasaran.wordpress.com/?p=344</guid>
		<description><![CDATA[Günlük hayatta dahi kullanılan bir kavramdır “ütopya”. Herkesin camide buluştuğu, beraber namaz kılıp kimsenin yalan söylemediği, dedikodu yapmadığı bir toplum hayalimizi anlatırız, şak, ütopyayı yapıştırırlar suratına. Ya da herkesin bir gün devrimci olması, sesimizin Avrupa’dan Hint altkıtasına kadar yankılanması gibi örnekler de verilebilir bu minvalde. Aslında işin esası Grek toplumuyla ilgilidir, bilhassa da Platon ya [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=344&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatta dahi kullanılan bir kavramdır “ütopya”. Herkesin camide buluştuğu, beraber namaz kılıp kimsenin yalan söylemediği, dedikodu yapmadığı bir toplum hayalimizi anlatırız, şak, ütopyayı yapıştırırlar suratına. Ya da herkesin bir gün devrimci olması, sesimizin Avrupa’dan Hint altkıtasına kadar yankılanması gibi örnekler de verilebilir bu minvalde. Aslında işin esası Grek toplumuyla ilgilidir, bilhassa da Platon ya da İslam literatüründe bilinen adıyla Eflatun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Platon’un Ütopyası: <em>Devlet</em> ve <em>Yasalar</em></strong></p>
<p>Türkçede de çokça baskısı yapılan Platon’un <em>Devlet</em> kitabı, ütopya olmayı hak eden belki de en önemli eserdir. Platon, kitabında, kişilerin kişisel özelliklerinden sayılarına kadar birçok detaylarıyla birlikte ulaşılması güç bir toplum tasavvur eder. Güzel ve zeki kadınlar yakışıklı ve zeki erkeklerle evlenmeleri gerekir ki bir alt nesil yine güzel/yakışıklı ve zeki olsun, hataya yer yoktur da ayrıca. Şairler uzaklaştırılmalıdır, üstelik ordu mensuplarının sayısı bini geçmemelidir. Yani sizin anlayacağınız Platon, gerçekten bir ütopik bir devlet tasavvur etmiştir. Daha sonra bir takim fikrî değişimlerle yazdığı <em>Yasalar</em>’da ise daha yumuşak bir tavır sergiler, birçok keskin çizgi silikleşmiştir bu yeni devlette. Ancak ne var ki Platon yine Platon’dur, devletten siyasetten yana hep ütopik bir kişiliğe sahiptir. Yine birçok noktada imkânsız tahayyüllere kapılmıştır. Bu imkânsızlık daha sonra Batı felsefesinde de yine zorlanacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İslam’da Erdemli Toplum</strong></p>
<p>Şu vardır ki Platon, İslam dünyasında oldukça etki bırakmıştır ki Meşşai feylesoflar tarafından Eflatûn-ı İlâhî olarak isimlendirilmiştir. Platon’un büyük etkilerinden birisi de işte bu siyaset felsefesidir. Emevi döneminde ve daha sonra Abbasi dönemi tercüme hareketlerinde bilhassa <em>Devlet</em>’in adı sık sık anılmış, tercüme edilmiş ve şerhler kaleme alınmıştır. <em>Yasalar</em> ise açıkçası pek ilgi çekmemiştir. Gelgelelim ilk büyük etki Fârâbî üzerinde olmuş ve ünlü bilgin, Platon’a benzer şekilde bir siyaset felsefesi oluşturmuştur. <em>Es-Siyâsetü’l-Medeniyye, el-Medînetü’l-Fâzıla, Tahsîlu’s-Sa‘âde</em> ve <em>Fusûlü’l-Medenî</em> gibi eserlerinde ortaya koymaya çalıştığı siyaset felsefesinin ana kavramı ise, hiç şüphesiz “erdemli toplum”dur ki bu kavramın sistematikleştiği eser ise, Türkçeye <em>İdeal Devlet</em> olarak Ahmet Arslan tarafından çevrilen <em>el-Medînetü’l-Fâzıla</em>’dır. Ancak Fârâbî’nin erdemli toplumu Platon’unkinin aksine metafiziktir. Dahası, kozmolojiktir. Yani Fârâbî, siyaset felsefesini, bütün felsefesinin merkezine alarak, konuya bütüncül bir şekilde yaklaşmaktadır. Aristo ve Yeni-Platoncu etkiyle açıklamaya çalıştığı kozmolojinin örneksendiği yegâne yerdir erdemli toplum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şundan da bahsetmek gerekir ki Platon gibi Fârâbî de birçok filozofun siyaset felsefesine öncelik etmiştir ki bu filozofların önde gelenleri Batı felsefesindendir. Örneğin Campanella’nın <em>Güneş Ülkesi</em>, zannedildiğinin aksine <em>Devlet</em>’i değil <em>el-Medînetü’l-Fâzıla</em>’yı esas alır. Bir diğer örnekse hiç kuşkusuz Francis Bacon’ın <em>Yeni Atlantis</em>’idir.  Unutulmamalıdır ki bu eserler yalnızca etkilenmiştir, yoksa daha ileriye giderek, aynı hakikati dile getirdikleri söylenemez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devlet’e Farklı Bir Perspektif: İbn Rüşd</strong></p>
<p>Felsefe geleneğinde mücevherler olan İbn Sînâ ve Gazzâlî’nin siyaset felsefeleri bu denli öne çıkmadığı için ikisini atlayarak İbn Rüşd’e geçelim. Aslına bakılacak olursa İbn Rüşd’ün siyaset felsefesinin sınırları çok belirgin değildir. Bunun en büyük sebebi, Aristo eserlerine yazdığı şerhlerin kendi görüşü mü olduğu yoksa yalnızca bir açıklamadan mı ibaret olduğu noktasındaki ihtilaftır. Ancak İbn Rüşd’ün <em>Devlet Şerhi</em>’nde açıkça görülmektedir ki o, Platon’un <em>Devlet</em>’te oluşturduğu yapıyı daha haklı görmüş ve bunun imkanı üzerinde durmuştur. Dahası, İbn Rüşd Devlet’te anlatılan meseleleri İslam tarihinden örnekler vererek açıklayarak da bir ilke imza atmıştır. Onun Platonik yapılı ideal toplumunun örneği Hz. Peygamber ve sonrasında gelen Hulefâ-i Raşidîn döneminin toplumudur. Bir diğer örnek ise yaşadığı dönem üzerine oldukça etkisi olan Murâbıtların ilk yöneticisi Yusûf bin Taşfîn’in zamanındaki toplumdur. İbn Rüşd, <em>Devlet</em>’tekine benzer bir şekilde insanların çeşitli haz, zevk, sefa ve şerefin peşinde koşmalarıyla devletin bir timokrasiye dönüşeceğini iddia etmiş ve tarihî örnek olarak da Muâviye bin Süfyan dönemini vererek, hayatını devam ettirdiği Muvahhidler devletine ikazda bulunmuştur. Kısaca diyebiliriz ki, İbn Rüşd’e göre ideal devlet bir ütopya değildir ve tarihte örnekleri olmuştur. Aynı şeyleri Fârâbî içinde söyleyebiliriz elbet. Çünkü onun erdemli toplumunun zirvesinde her ne kadar peygamber/filozof yer alsa da, tarihte en az bir örnek verilebilir durumdadır ki bu durum, müslüman âlimlerin ütopya değil gerçek bir toplumun peşinde koştuklarını gösterir niteliktedir kanaatimizce.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Dünyabizim.com&#8217;da yayınlandı.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/abdullahbasaran.wordpress.com/344/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/abdullahbasaran.wordpress.com/344/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/abdullahbasaran.wordpress.com/344/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/abdullahbasaran.wordpress.com/344/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/abdullahbasaran.wordpress.com/344/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/abdullahbasaran.wordpress.com/344/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/abdullahbasaran.wordpress.com/344/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/abdullahbasaran.wordpress.com/344/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/abdullahbasaran.wordpress.com/344/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/abdullahbasaran.wordpress.com/344/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/abdullahbasaran.wordpress.com/344/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/abdullahbasaran.wordpress.com/344/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/abdullahbasaran.wordpress.com/344/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/abdullahbasaran.wordpress.com/344/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=344&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/utopya-degil-erdemli-toplum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cfb26c07370bbbc32e4eeeb4e1f350c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">mâverâ.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dervişler, Yengeçler, Gemiler</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/dervisler-yengecler-gemiler/</link>
		<comments>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/dervisler-yengecler-gemiler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 16:10:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mâverâ.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://abdullahbasaran.wordpress.com/?p=342</guid>
		<description><![CDATA[bir. Sana bir hikaye anlatayım ister misin, dedi ihtiyar. Bakışlarını ona çevirdi. Vakti zamanında bir derviş sonsuz çölün ardındaki ufka yürüyerek gitmeye niyet etmiş. Ah etmişler vah etmişler ancak döndürememişler dervişi bu kararından. Çöl demek intihar demek. Derviş, matarasına biraz su almış, bir somun da ekmek. Herkes iki göz iki çeşme dervişi bu hâlde uğurlamış. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=342&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>bir.</strong></p>
<p>Sana bir hikaye anlatayım ister misin, dedi ihtiyar.</p>
<p>Bakışlarını ona çevirdi.</p>
<p>Vakti zamanında bir derviş sonsuz çölün ardındaki ufka yürüyerek gitmeye niyet etmiş. Ah etmişler vah etmişler ancak döndürememişler dervişi bu kararından. Çöl demek intihar demek. Derviş, matarasına biraz su almış, bir somun da ekmek. Herkes iki göz iki çeşme dervişi bu hâlde uğurlamış. Çölde bir yabancıyla karşılaşmış derviş, karalara bürünen, deve üstünde biri. Dervişin artık daha fazla ilerleyemeyeceğini, aksi taktirde öleceğini söylemiş. Derviş matarasını çıkarmış ve içindeki tüm suyu adamın gözü önünde boşaltmış.</p>
<p>Neden ki, diye sordu.</p>
<p>Suyu döktüğü gibi, adam da suyla birlikte buhar olup uçmuş. Derviş devam etmiş yoluna ve nihayet ufka varmış. Ufukta pak yüzlü bir çocuk onu beklemekteymiş. Matarasını ona uzatmış, elini bile sürmediği somununu da.</p>
<p>E dede, matarada su kalmadı ki, diye çıkıştı.</p>
<p>Kalmaz olur mu evladım, dedi ihtiyar. Derviş ufka varmış, yetmez mi Allah’ın suyu oraya bahşetmesi için, bahşetmiş de. Derviş azığını sunmuş çocuğa ve gerisin geri dönmüş yurduna. Hayretler içinde kalanlar sormuşlar; çölü bunca azıkla nasıl aştın, hadi aştın diyelim nasıl geri döndün diye. Derviş duraksamış önce. Sonra şaşkın gözlere doğru dönüp sormuş: Ne çölü?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>iki.</strong></p>
<p>Sana bir hikaye anlatayım ister misin, dedi güvercinlere simit atan orta yaşlı adam.</p>
<p>Garipsese de hayır diyemedi, başısı salladı usulca.</p>
<p>Vakti zamanında bir yengeç sonsuz denizi aşıp yardım istemek için balıkçılların yaşadığı havzaya gitmeye niyet etmiş. Ah etmiş vah etmişler ancak döndürememişler yengeçi bu kararından. Deniz demek intihar demek. Yengeç aşılmaz denen her engeli aşmış ve varmış balıkçılların yanına. Anlatmış meramını. Yengeçlerin yaşadığı bölgenin yakında sular altında kalacağını ve hepsinin öleceğini söylemiş. Balıkçıllardan gagalarıyla kendilerini taşımasını istemiş yengeç. Balıkçılların hepsi kahkahalarla gülmüş bu duruma. Yengeç de üzüntüsünden iki kıskacını da kırıp gerisin geri dönmüş diğer yengeçlerin yanına.</p>
<p>Neden ki, diye sordu. Meraklanmıştı.</p>
<p>Sormuşlar yengeçe nasıl gittin diye, sesi çıkmamış, gözleri buğulu. Devam etmemişler sormaya, gözleri buğulu.</p>
<p>E şimdi abi, bu yengeç kıskaçları olmadan nasıl o kadar yolu geri dönmüş, diye çıkıştı.</p>
<p>Kıskaçları olmaz olur mu canım, dedi adam. Yengeç balıkçılların yanına kadar varmış, yetmez mi Allah’ın iki kıskaç daha bahşetmesi için, bahşetmiş de. Yengeçin gözleri ondan buğulu. Sonra havada bir sürü görmüşler, bakmışlar ki binlerce ebabil kuşu bunlara doğru geliyor. Gagalarıyla onları yukarılara taşıyacaklarını söylemişler. Sormuşlar nerden haber aldınız diye. Kuşlar duraksamış önce. Sonra şaşkın gözlere doğru dönüp sormuşlar: Siz çağırmadınız mı?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>üç.</strong></p>
<p>Sana bir hikaye anlatayım ister misin, dedi genç.</p>
<p>Tabi dedi net bir şekilde.</p>
<p>Vakti zamanında bir gemi sonsuz yasakları aşıp özgürlüğe kapı açmaya niyet etmiş. Ah etmişler vah etmişler ancak döndürememişler gemiyi bu kararından. Yasakları aşmak demek intihar demek. Gemi kararlı. Binlerce azık, binlerce kalp, binlerce muhabbet ve dua almış yanına. Herkes iki göz iki çeşme gemiyi bu hâlde uğurlamış. Yolda bir korsanla karşılaşmış gemi, ellerinde kan, üzerinde kan, paçalarında kan. Korsan, geminin artık daha fazla ilerleyemeyeceğini, aksi taktirde ateş açacağını söylemiş. Gemi, içindeki bütün kalpleri çıkartmış güverteye.</p>
<p>Neden ki, neden vuracağını bile bile çıkarmış, diye sordu.</p>
<p>Korsan güverteye çıkan her kalbi vurmuş. Ama o vurdukça kendisi de sular altına gömülmüş. Gemi fark etmiş ki ilerledikleri yol zaten deniz değil kan gölü. Batmış oraya korsan ve gemi devam etmiş yoluna. Özgürlüğün kapısını çalmış, tüm kalpleri ve duaları teslim etmiş.</p>
<p>Ya iyi de tüm kalpleri nasıl versin, vurulmadı mı bazıları, diye çıkıştı.</p>
<p>Vurulur mu hiç kalpler ya hu, dedi genç. Gemi özgürlüğün kapısına varmış, yetmez mi Allah’ın tüm kalpleri eksiksiz oraya bahşetmesi için, bahşetmiş de. Gemi gerisin geri dönmüş yurduna. Coşkuyla sormuşlar; o kan gölünü nasıl aştın, nasıl özgürlüğe vardın diye. Gemi duraksamış önce. Sonra şaşkın gözlere doğru dönüp sormuş: Yanımdaki melekleri görmüyor musunuz?</p>
<p>&#8230;</p>
<p>İhtiyar Dergisi&#8217;nin 6. sayısında yayınlandı.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/abdullahbasaran.wordpress.com/342/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/abdullahbasaran.wordpress.com/342/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/abdullahbasaran.wordpress.com/342/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/abdullahbasaran.wordpress.com/342/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/abdullahbasaran.wordpress.com/342/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/abdullahbasaran.wordpress.com/342/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/abdullahbasaran.wordpress.com/342/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/abdullahbasaran.wordpress.com/342/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/abdullahbasaran.wordpress.com/342/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/abdullahbasaran.wordpress.com/342/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/abdullahbasaran.wordpress.com/342/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/abdullahbasaran.wordpress.com/342/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/abdullahbasaran.wordpress.com/342/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/abdullahbasaran.wordpress.com/342/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=342&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/dervisler-yengecler-gemiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cfb26c07370bbbc32e4eeeb4e1f350c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">mâverâ.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kendime Düşünceler</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/kendime-dusunceler/</link>
		<comments>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/kendime-dusunceler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 16:08:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mâverâ.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://abdullahbasaran.wordpress.com/?p=340</guid>
		<description><![CDATA[kim. ben. neden. yok. kitap. kütüp. hane. ev. sofa. rahat. yok. uzan. koy başını. uyu biraz. yastık. baş. uyku. yok. kalk. git. uzaklaş. zihin. dolu. hüzün. hayır. mutluluk. evet. neden. yok. öyleyse neden. bilgi. bilinmezlik. kalktım. gittim. uzaklaştım. zihin. hâlâ dolu. neden. yok. insanlar. evet evet insanlar. neden. bilmiyorum. oda. karanlık. aç ışığı. ışık. çok. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=340&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>kim. ben. neden. yok. kitap. kütüp. hane. ev. sofa. rahat. yok. uzan. koy başını. uyu biraz. yastık. baş. uyku. yok. kalk. git. uzaklaş. zihin. dolu. hüzün. hayır. mutluluk. evet. neden. yok. öyleyse neden. bilgi. bilinmezlik. kalktım. gittim. uzaklaştım. zihin. hâlâ dolu. neden. yok. insanlar. evet evet insanlar. neden. bilmiyorum. oda. karanlık. aç ışığı. ışık. çok. göz. kan çanağı. neden. bilmiyorum. ağladın mı. hayır. öyleyse neden. bilgi. bilinemezlik. dur. kaçma sorulardan. neden. bilmiyorum dedim ya. olmaz. olmaz öyle şey. öyle ya. olmaz. dedim. dinlemiyor zihin. zihin. dolu. neyle. bilmiyorum. olur mu canım öyle şey. hani insanlar. doğru dedin. insanlar. ah o insanlar. dostluk. ne. dostluk diyorum. hatırlayamadım. doğrudur. peki ya onlar. arkadaş. kim onlar. bilmiyorum. kim onlar dedim. insanlar. yanımda olmayan insanlar. neden. bilmiyorum. ya öyle değilse. bilmiyorum dedim ya. dikkat et. kendine. olur. denerim. deneme. yanılma. yanılarak büyürüz. yanılarak küçülürüz. çok mu yanıldın. belki. ne demek belki. üff. sıktın ama. sıkan ben değil düşünceler. düşünme. hı-hı. ışık. ışık diyorum ışık. açık kaldı. kapatırsam ölürsün. bırak o zaman. açık kalsın. göz. yum. bundan iyi kaçış mı var. yok. o halde. çık. uyumaya ihtiyacım var.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/abdullahbasaran.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/abdullahbasaran.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/abdullahbasaran.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/abdullahbasaran.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/abdullahbasaran.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/abdullahbasaran.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/abdullahbasaran.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/abdullahbasaran.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/abdullahbasaran.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/abdullahbasaran.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/abdullahbasaran.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/abdullahbasaran.wordpress.com/340/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/abdullahbasaran.wordpress.com/340/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/abdullahbasaran.wordpress.com/340/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=340&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/kendime-dusunceler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cfb26c07370bbbc32e4eeeb4e1f350c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">mâverâ.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ölü Evinden Anılar</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/olu-evinden-anilar/</link>
		<comments>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/olu-evinden-anilar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 16:07:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mâverâ.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://abdullahbasaran.wordpress.com/?p=338</guid>
		<description><![CDATA[İçeri giriyorsun ve ilk başta sessizce oturuyorsun boş olan sandalyeye. Mâtem. Herkesin başı önde; çıt-yok. Yutkunamıyorsun bile. Boğazına düğümleniyor acı. Sesler geliyor başka odalardan, duymak istemiyorsun. Ağıt, feryat, figan duymak istemiyorsun. Boğazın temiz değil çünkü. İçin gibi. İçin için kimliğine bürünüyorsun. Sessizlik derinleştikçe sen kendi derinliğinde kendini buluyorsun. Herkes önünü eğmiş, sen herkese bakıyorsun. Farkında [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=338&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçeri giriyorsun ve ilk başta sessizce oturuyorsun boş olan sandalyeye. Mâtem. Herkesin başı önde; çıt-yok. Yutkunamıyorsun bile. Boğazına düğümleniyor acı. Sesler geliyor başka odalardan, duymak istemiyorsun. Ağıt, feryat, figan duymak istemiyorsun. Boğazın temiz değil çünkü. İçin gibi. İçin için kimliğine bürünüyorsun. Sessizlik derinleştikçe sen kendi derinliğinde kendini buluyorsun. Herkes önünü eğmiş, sen herkese bakıyorsun. Farkında bile değilsin. Bu evde mâtem var, bilmiyorsun.</p>
<p>Gelenler, gidenler. Yüzlerine bile bakmadan ellerini sıkıyor, selam veriyorsun. Bazen ayağa kalkıyorsun, bazen ayağa kalkmıyorsun. Sistematik. Zihnine işlemiş bir mekanizma. İnsanların ellerine uzanırken ellerin ellere vermediği düşünceleri düşünüyorsun. Başkalarının da senin gibi düşünceleri düşündüğünü düşünerek ferah kalıyor daima için. Ellerin acı kokuyor ama ruhun sükûnet heykeli. Sen busun işte ve hep de böyle oldun.</p>
<p>Telefonun çalıyor rahatlıyorsun, telefonun susmuyor en suskunu sen oynuyorsun. En düşünceliyi de en yakını da en içteni de. Sen en’sin. Herkes mâtem sisini dahi dağıtıp hayali parmaklarıyla seni işaret ediyor. Mütevazılık oynun başlıyor. Bu sefer bu kez bu defa. Yine. Göndere çekiliyor tevazun. Telefonu her açışında marşlar okunuyor senin için, ant içiliyor. Telefonu kapatıyorsun, herkes sessizce dağılıyor mâtem bölgesine. Oradan tek mutlu ayrılan yine sen oluyorsun.</p>
<p>/Mideye düştü bir lokma löp diye ve ayranlar yudumlandı lıkır lıkır.</p>
<p>Bakanlar, müsteşarlar, müdürler el pençe divan mâtemini paylaşıyorlar. Sesini yükseltiyorsun. Fark etmeden.</p>
<p>/Fark edilmiyor da biz de bakmıyoruz zaten o tarafa sadece bir lokma bir yudum daha.</p>
<p>Zirveye çıkıyorsun, rakibin yok. Mâtemini en iyi sen gösteriyorsun. Ağlamıyorsun ama, ne metanet. Bir puan daha kazanıyorsun. Gözler olmasa kulaklar seninle beraber. O da olmasa ağız ve mideler.</p>
<p>/Çünkü en iyi bu ikisi çalışıyor mâtem evinde zihne yer yok ve ölüler evinden anılar karışıyor ölü etini yemeye ki siyaset de bulaşınca işin içine iyice tadı kaçıyor yemeğin zehir oluyor zehir zıkkım oluyor.</p>
<p>Hiç merak etmiyorsun ama bu insanlar neden konuşmuyor. Yoksa sesleri mi gelmiyor sana? Sen bunu fark edebilecek misin ki? Ya kalkanlar? Neden mâtemlerini evde bırakıp kıyıya köşeye sıkıştırıp kalkıyorlar bir an önce? Bilmiyorsun. Bilmek de istemiyorsun. Fark etmiyorsun çünkü. Fark etmek, ayrımına, ayırdına varmak acizliğin ve noksanlığın sıfatı sana göre. İyi de ediyorsun. Ne acizsin ne de noksan. Sen farklısın işte. İşte işte, sen busun.</p>
<p>/Ölümler yaklaştırır bizi ölülere (doğrudur ölülere) bir göz parlar karşımızda ölümden haber verir ve verirken de parlaklığını aşağıya doğru akıtıverir hey bu nasıl bir akıntıdır ki boğuluruz hemen oracıkta gözlerimiz kapanır buğulu anılar berraklaşır birer birer adım adım yaklaşırız biz de ölene ölene yani sesine evet sesi kulağımızdadır o konuşuyordur hatta handiyse haberi veren dahi o oluverir gözümüzde ben öldüm der kendi sesiyle canlılığı yaklaştırır ölüme ve yaklaştırır bizi ölene ölümler ölenle.</p>
<p>Yoruluyorsun. Nasıldır ki senin de bir kalbin var. Her insanda olan bir sıkımlık et parçası. Hatta yorulup oturuyorsun. İlk defa. Sen de oturanlara karışıyorsun. Fark edilmeden.</p>
<p>/Fark ediyoruz ama (sona yaklaşırken) ölüm ayırıyor iki yaşamı birbirinden öncesi ve sonrası ki sonrası daha da bir canlı yaşadıkça yaşlandıkça yaşatıyoruz onu da ve yaşına yaş katıyoruz günleri ayları yılları saymaya devam ediyoruz (yaşatıyoruz işte) bir ağıt bir feryat bir figan bir ayet bir dua bir amin (yaşatıyoruz işte) fark etmeden.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/abdullahbasaran.wordpress.com/338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/abdullahbasaran.wordpress.com/338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/abdullahbasaran.wordpress.com/338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/abdullahbasaran.wordpress.com/338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/abdullahbasaran.wordpress.com/338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/abdullahbasaran.wordpress.com/338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/abdullahbasaran.wordpress.com/338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/abdullahbasaran.wordpress.com/338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/abdullahbasaran.wordpress.com/338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/abdullahbasaran.wordpress.com/338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/abdullahbasaran.wordpress.com/338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/abdullahbasaran.wordpress.com/338/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/abdullahbasaran.wordpress.com/338/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/abdullahbasaran.wordpress.com/338/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=338&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/olu-evinden-anilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cfb26c07370bbbc32e4eeeb4e1f350c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">mâverâ.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İslam ve Bilim Tartışmaları-1: Renan ve Sonrası</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/islam-ve-bilim-tartismalari-1-renan-ve-sonrasi/</link>
		<comments>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/islam-ve-bilim-tartismalari-1-renan-ve-sonrasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 16:07:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mâverâ.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://abdullahbasaran.wordpress.com/?p=336</guid>
		<description><![CDATA[İslam ve Bilim Tartışmaları Nedir? İslam ve bilim tartışmaları daha çok 19. yüzyılın ikinci yarısında Ernest Renan’ın ortaya atmasıyla başlayan, kısmen ideolojik kısmen de bilgi, bilim ve felsefe üçlüsünü kapsayan bir tartışmadır. “Batı’nın bilimini alalım, kültürü kalsın” görüşü ilk dönemin düşüncesini yansıtırken, 1975 sonrası bu tartışma alanı tamamen farklı bir boyut kazanmış ve İslam bilimi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=336&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İslam ve Bilim Tartışmaları Nedir?</strong></p>
<p>İslam ve bilim tartışmaları daha çok 19. yüzyılın ikinci yarısında Ernest Renan’ın ortaya atmasıyla başlayan, kısmen ideolojik kısmen de bilgi, bilim ve felsefe üçlüsünü kapsayan bir tartışmadır. “Batı’nın bilimini alalım, kültürü kalsın” görüşü ilk dönemin düşüncesini yansıtırken, 1975 sonrası bu tartışma alanı tamamen farklı bir boyut kazanmış ve İslam bilimi adına birçok düşünce çatışmıştır. Bu yeni dönemin önde gelen iki ismi kuşkusuz “İslami Bilim” teziyle S.H. Nasr ve “Bilginin İslamileştirilmesi” teziyle de İ.R. Faruki’dir. Nasr ve Faruki’nin görüşlerinin birtakım kusurlarla birlikte önemi, içerik itibariyle bir ilk teşkil etmesidir. Yazı dizimizin bu ilk fragmanındaki konumuz ise, Türkiye’de de oldukça yansıma bulan ve neredeyse İslamcıların tamamının bilime yaklaşımındaki ideolojisi olan “Batı’nın ilmini alma, kültürünü bırakma” anlayışı ve Renan’a verilen cevapların çok da başarılı olmamasına rağmen oldukça taraftar bulması.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Renan’a Tepkiler</strong></p>
<p>İslam ve bilim tartışmalarına geçmeden önce klasik İslam literatüründeki “ilm” değil “bilim” kavramını kullanacağımızı belirtmeliyiz. Çünkü buradaki bilimden kastımız, Batılı bilim adamlarının ve filozofların 17. yüzyıldan beri geliştirdikleri “doğa”yı çalışma modelidir.</p>
<p>Modern dönemde ortaya çıkan bu bilimi ele alarak konuya yaklaşan Ernest Renan, <em>İslam ve Bilim</em> adlı konferansında, İslam ile bilimin örtüşmediğini ortaya atmış ve “bilim”i İslam düşünürlerinin tartışma alanına sokmuştur. Bu minvaldeki Efgani ve Namık Kemal’den gelen ilk tepkiler ve reddiyeler ise maalesef cılız kalmıştır. Cılız kalışını, bu cevaplardan sonra müslümanların yöneldiği şu ifrat ve tefrit içeren yaklaşımlardan çıkarabiliriz: (1) Din ve bilim çelişmez; dini değerler bilimsel ilerlemeye katkıda bulunur. Buna göre, tersi durumla da bilgi ya da bilim imana götürebilir. Bu görüşün filizlerini, başta Seyyid Ahmed Han olmak üzere Hind-Pakistan ekolündeki birçok İslam düşünüründe, Reşid Rıza ile Abduh’un tefsir projesinde, Tantavi Cevheri’nin bilimsel tefsirinde, “bilim imanı gerektirir” merkezli kitap ve dergi çalışmalarında görebiliriz. (2) Batı’dan gelen pozitivist bilimin dinle hiçbir alakası yoktur, o halde bilim ile din çelişir. Buna göre bir müslümanın bilimle ilgilenmesi düşünülemez. Bu görüşü ise daha çok elini ayağını dünyadan bütünüyle çektiğini iddia eden radikal gruplarda, ekollerde görebiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bilim Dünyası Değil Bilimin Dünyası</strong></p>
<p>Bilgi=bilim anlayışını düstûr edinen modern bilim, zannedildiğinin aksine objektif değil bir ideolojinin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Kendisine yepyeni bir sistem kuran bu bilimin dünyasında, insanlar için geriye saygıya konu olan tek değer olarak bilimin mevcudiyeti vardır. İsmet Özel’in bir ifadesi ile söyleyecek olursak; bu putperestlik, gücünü putlardan değil, puta tanınan üstünlükten alır. Modern bilim, kendi kutsallığından hiçbir şekilde ödün vermeden müthiş bir kurumsal avamileştirmeyle kendinin yavaş ve sinsice dayatılmasına izin vermiştir. Buradaki avamileştirmeden kasıt, yalnızca halka yönelik bir politika değil, aynı zamanda aydın denen kitle için de söz konusudur. Nitekim temel bilgi ve gelenek yoksunu aydınlar(!), “bilim dünyası”na girdiklerini zannederek, aslında “bilimin dünyası”na girerler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İlk Tepkilerden Geriye Kalan</strong></p>
<p>İşte Renan sonrası ortaya çıkan tartışmaların genel karakteri, modernizmin kabulü ya da reddi noktasında yoğunlaşmaktadır. Efgani, Abduh, Reşid Rıza ve Ahmed Han gibi düşünürler, Batı’nın pozitivist bilgi anlayışı ve bilimsel yöntemini hiçbir sınamaya tabi tutmadan İslam dünyasının içine katarak, İslam’ın yükselmesini amaçlamışlardır. Efgani’nin din âlimlerinin modern bilime karşı takındıkları olumsuz tavra yönelik şu eleştirel cümlesi, İslam’ın <em>ilm</em> zihniyeti ile Batı biliminin arasında bir fark görmediğine bir delil teşkil eder:</p>
<p>“Onlar, bilimin hiçbir milletle bağlantısı olmayan ve kendisi hariç hiçbir özellikle ayırt edilmeyen asil bir şey olduğunu anlamadılar.”</p>
<p>Bu anlayış merkeze alınarak yani hâkim Batı modelini benimseyerek yapılan çalışmalar, aydınlar ve halk arasında müthiş bir kültürel şizofreni yaratmakta; bunun sonucunda, İslami çözümler üretmek isterlerken, Batı düşüncesinin bir parçası haline gelmekteydiler. Hâlbuki tüm iddialara rağmen, elde edilen sonuç Batı modeli değil, onun yalnızca bir karikatürüydü. Ne var ki, İslam’ın ilim ve hakikat anlayışından, bilhassa da tevhidden yoksunlaştırılmış bu bilim zihniyeti, İslam dünyası için çare olmaktan öte, ruhsuzlaştırmaya yönelik en baskıcı tutum haline gelmiştir.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Dünyabizim.com&#8217;da yayınlandı.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/abdullahbasaran.wordpress.com/336/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/abdullahbasaran.wordpress.com/336/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/abdullahbasaran.wordpress.com/336/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/abdullahbasaran.wordpress.com/336/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/abdullahbasaran.wordpress.com/336/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/abdullahbasaran.wordpress.com/336/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/abdullahbasaran.wordpress.com/336/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/abdullahbasaran.wordpress.com/336/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/abdullahbasaran.wordpress.com/336/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/abdullahbasaran.wordpress.com/336/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/abdullahbasaran.wordpress.com/336/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/abdullahbasaran.wordpress.com/336/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/abdullahbasaran.wordpress.com/336/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/abdullahbasaran.wordpress.com/336/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=336&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/islam-ve-bilim-tartismalari-1-renan-ve-sonrasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cfb26c07370bbbc32e4eeeb4e1f350c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">mâverâ.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Dünyayı Gösteren&#8221; Kitap Üzerine Birkaç Not</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/dunyayi-gosteren-kitap-uzerine-birkac-not/</link>
		<comments>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/dunyayi-gosteren-kitap-uzerine-birkac-not/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 16:06:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mâverâ.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://abdullahbasaran.wordpress.com/?p=334</guid>
		<description><![CDATA[Kâtip Çelebi (Hacı Kalfa, bir diğer ismiyle Hacı Halife), Osmanlı ilim tarihinin en zirve isimlerindendir kuşkusuz. Ulema sınıfından değil de halk içinden yetişip ilmî bir mertebe kazanması, Osmanlı’da aklî ilimlere ehemmiyetin gösterilmediği bir dönemde hem bu zihniyeti eleştirmesi ve hem de bu minvalde felsefi eserler kaleme alması Katip Çelebi’nin özelde Osmanlı ilim tarihi, genelde ise [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=334&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kâtip Çelebi (Hacı Kalfa, bir diğer ismiyle Hacı Halife), Osmanlı ilim tarihinin en zirve isimlerindendir kuşkusuz. Ulema sınıfından değil de halk içinden yetişip ilmî bir mertebe kazanması, Osmanlı’da aklî ilimlere ehemmiyetin gösterilmediği bir dönemde hem bu zihniyeti eleştirmesi ve hem de bu minvalde felsefi eserler kaleme alması Katip Çelebi’nin özelde Osmanlı ilim tarihi, genelde ise İslam ilim tarihinde önemini bir kat daha artırıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1609-1657 yılları arasında yaşayan Katip Çelebi’nin eserlerine şöyle bir göz attığımızda muazzam ölçüde geniş bir yelpaze görürüz. Felsefi değerlendirmelerden tarih kitaplarına, coğrafya kitaplarından deniz seferlerine, ilim anlayışından fihristlere birçok farklı türde esere sahip olan Katip Çelebi’nin bu yazıya konu edeceğimiz kitabı, meşhur <em>Cihannümâ</em>’sı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Kitâb-ı Cihannümâ li-Katib Çelebi</em> adıyla anılan eserin önemi, dönemin şartları ve Osmanlı’daki naklî ilimler dışındaki ilimlere karşı olan anlayışın tam ortasında, coğrafya ilmine dair kapsamlı ve oldukça doyurucu nitelikte bir kitap olmasıdır. Tabi âlimimiz ciddi bir eser yazdığının da farkında, zira Cihannüma “dünyayı gösteren” demek. Kitap elbet bu haliyle muazzam bir eser. Tarih Kurumu’nun geçtiğimiz yıllarda tıpkı basımını yaptığı <em>Cihannümâ</em>, tabi basımıyla da olduça göz dolduruyor; tam bir görsel şölen.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Katip Çelebi’de Aşağılık Duygusu</strong></p>
<p>Peki bunca harita ve yerel coğrafi bilginin yer aldığı kitap, yalnızca Katip Çelebi’nin bir çalışması mıdır? Çünkü kitapta görülmektedir ki, Hacı Halife, gitmediği, bilmediği coğrafyalar hakkında da bilgi vermekte, hatta haritalarını bile çizmektedir. O halde burada Katip Çelebî’yi farklı bir kimliğiyle tanımaktayız: Tercüman. Hollandalı coğrafya uzmanı Mercator’un, İslam coğrafyasını da dolaşarak oluşturduğu kitabının belli bölümlerini Mehmet İhlasi ile birlikte tercümeye girişmiştir düşünürümüz. Ancak Katip Çelebi’nin burada bir kusuru vardır <strong>Fuat Sezgin hocaya göre. Ona göre</strong> Katip Çelebi, Mercator’un bu kitabından ve ilmî bilgisinden hayranlık duymakta ve bir nevi aşağılık duygusu barındırmaktadır. Halbuki Mercator, çok çalışkan bir kişiliğe sahip olmasına rağmen bu bilgilerin çoğunu İslam coğrafyasına gelip yine İslam âlimlerinin çalışmalarından elde etmiştir. Fuat Sezgin hocanın yaklaşımı burada Katip Çelebi’nin İslam dünyasını tanımadığı yönündedir, çünkü Mercator’un eserlerinin gerçek kaynağı olan eserlerden ve o ilmî gelenekten pek de söz edilmemektedir (Sezgin, 46). <strong><em>Cihannümâ</em>’nın tamamını okuyup bahsi geçen faslı görme fırsatım olmasa da Sezgin hocanın ilmine güvenerek bu meselenin ayrıca irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İbrahim Müteferrika’nın <em>Cihannümâ</em>’ya Ek’i</strong></p>
<p>Genel bir kanıdır Osmanlı’nın bilimsel gelişmelerden uzak olduğu. Hatta denilmektedir ki 19. yüzyıla kadar Osmanlı âlimlerinin hâlâ ilmen Batı’dan üstün olduğunu düşünmeleri yüzünden hiçbir gelişme olmamıştır. Az önce bahsi geçen çeviri hareketi dahi bu iddiayı yanlışlamaktadır aslen. Hatta <em>Cihannümâ</em>’da kısaca dahi olsa, dönemin görüşleri olan Kopernik ve Brahe evren sistemlerinin bahsi geçmektedir. Bilindiği üzre İslam filozofları ve Osmanlı düşünürlerinin kozmolojik sistemlerinin temelinde Batlamyus (Ptoleme)’un sistemi vardı. 15.-16. yüzyılda ortaya çıkan yeni kozmolojik sistemler ise, zannedildiğinin aksine Avrupa’da hemen kabul edilmemişti. Tıpkı <em>Cihannümâ</em>’da yer aldığı gibi Batlamyus sistemini kabul edenler, bu sistemlerin de varlığından bahsediyorlardı sadece. Bu açıdan değerlendirildiğinde <em>Cihannümâ</em>’da bu sistemlerin yer alması dönemi için önemli bir yer teşkil eder. Ancak değinmek istediğimiz asıl nokta 18. yüzyıl içerisindedir. <em>Cihannümâ</em> Osmanlı düşünürlerince yer edinmiş bir kitaptı bu dönemde. Bunu, Lale Devri sırasında açılan Müteferrika Matbaası’nın ilk bastığı eserlerden biri olmasından anlıyoruz. 1732’de basılan eserin ilklerden oluşundan öte bir önemi daha vardır ki bu, İbrahim Müteferrika’nın kitaba yazdığı kısa ektir. İbrahim Müteferrika, bu ekte, göksel cisimlerin devinimlerini anlamlandırmak maksadıyla kurgulanan bilimsel kuramlardan birini veya diğerini benimsemenin dinî  yönden bir sakınca teşkil etmediğini açıkça belirtiken, bu yaklaşımın tipik bir örneğini sergilemiştir (Demir, 26). İbrahim Müteferrika’nın bu yaklaşımından yola çıkarak, bunların birer sistem olduğunu ve herhangi birini seçmenin itikadi bir durum değil ilmî bir mesele olduğunu kabul eden bir ilmî zihniyete ulaşabiliriz. Bu zihniyetteki ferahlık, Avrupa’nın o dönemde kilise karşıtı yeni sistemlere savaş açmasıyla kıyas edilebilir niteliktedir. Nitekim Müteferrika’nın bu eki ile, yeni astronomiden Osmanlı’nın haberdar olduğunu hatta tartışılabilir bir sistem olduklarını dahi öğrenebilmekteyiz. Osmanlı’nın Avrupa ilimlerinden bütünüyle habersiz olduğu tezinin bir başka yanlışlamasıdır bir nevi İbrahim Müteferrika’nın bu müthiş eki.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yararlanılan Kaynaklar</strong></p>
<p>Fuat Sezgin (2010) <em>Bilimler Tarihçisi Fuat Sezgin</em>, söyleşi: Sefer Turan, Timaş: İstanbul.</p>
<p>Katip Çelebi (2009) <em>Kitab-ı Cihannümâ li-Kâtib Çelebi </em>(Tıpkıbasım), Türk Tarih Kurumu: Ankara.</p>
<p>Remzi Demir (2001) <em>Osmanlılar’da Bilimsel Düşüncenin Yapısı</em>, Epos: Ankara.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Dünyabizim.com&#8217;da yayınlandı.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/abdullahbasaran.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/abdullahbasaran.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/abdullahbasaran.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/abdullahbasaran.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/abdullahbasaran.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/abdullahbasaran.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/abdullahbasaran.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/abdullahbasaran.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/abdullahbasaran.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/abdullahbasaran.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/abdullahbasaran.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/abdullahbasaran.wordpress.com/334/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/abdullahbasaran.wordpress.com/334/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/abdullahbasaran.wordpress.com/334/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=334&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/dunyayi-gosteren-kitap-uzerine-birkac-not/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cfb26c07370bbbc32e4eeeb4e1f350c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">mâverâ.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yakaza ya da İz Bırakan İntihar III</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/yakaza-ya-da-iz-birakan-intihar-iii/</link>
		<comments>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/yakaza-ya-da-iz-birakan-intihar-iii/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 16:04:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mâverâ.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://abdullahbasaran.wordpress.com/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[Gece. Sınavdır gece insanın insanlığını sınamak için: İnsanın insanlığı. Her gece bir sınav. Gündüz ne âlâ, her şey apaçık ortada. Sesler yüzler mimikler. Oysa gece örter, saklar daha derinlere. Üzerine biraz daha toprak atar. Aydınlığın ve utancın. Utanç. Ahlak ve etik. Sessiz senfonide fısıldar şeytan için için. İçilir şehvetler, ağızlardan damlar taşanlar. Titrer ve titrer. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=332&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gece. Sınavdır gece insanın insanlığını sınamak için: İnsanın insanlığı. Her gece bir sınav. Gündüz ne âlâ, her şey apaçık ortada. Sesler yüzler mimikler. Oysa gece örter, saklar daha derinlere. Üzerine biraz daha toprak atar. Aydınlığın ve utancın. Utanç. Ahlak ve etik. Sessiz senfonide fısıldar şeytan için için. İçilir şehvetler, ağızlardan damlar taşanlar. Titrer ve titrer. Masumiyet gömülür. Derine. Daha derine. Aynalar düşman olur, yüz gizlenir, ağızdan dökülenleri yere akıtmadan koşulur yatağa. Kaçış başlamıştır.</p>
<p><em>Beni sen öldürdün baba! Bakma yüzüme. Yapmaa… Masumiyet kirletiyor seni.</em></p>
<p>Ne yapacağını bilemez halde doğrulmaya çalışır yataktan. Eli ayağına ayağı koluna karışır. Kızı karşısında durmaktadır. Nasıl da babasının kızı işte. Gurur. Elini zar zor gece lambasına götürür. Göz kayması. Saat üçe yaklaşıyor. Tik-tak. Kızı karşısındadır. Aldığı nefes verdiği nefesle doğru orantılı değildir sanki. Bunu düşünmez ama, aklı kızındadır, gözü kızındadır, kulağı kızındadır, kalbi… Kalbi yerinde yoktur, unutmuştur kabusta. Toprak altında kalmıştır. Kızı karşısında, ona bakmaktadır. Ta derinlere, her gece biraz daha derinlere gömdüğü kalbine bakmaktadır. Kabus. Sınav. Ter.</p>
<p><em>Unutacağımı zannediyorsun değil mi? Ha-ha. Af ha!? Af dilemek soruları boş bırakmaktır, baba. Af! Hah.</em></p>
<p>Toprak kokusunu zor seçer. Kızından mı gelmektedir yoksa derinlerden mi, bilmiyor. Zaten neyi bildi ki şimdiye kadar. Baba olmayı, eş olmayı? Peki ya insan olmayı? Gülemiyor da kendisine. Kendisine bakamıyor çünkü. Kendisine bakabilse görecek hâlbuki temaşayı. Bakamıyor. Aynalar düşman. İnsan bir aynadır. İçine doğru.</p>
<p><em>Beni sen öldürdün baba! Sen!</em></p>
<p>Ayna parçalanıyor. Ama buğusu kalıyor gözlerinin önünde. Ah! Meğer. Kızını gömüyor daha derinlere. Kürek sesleri yankılanıyor gecede. Saat üçe yaklaşırken tiktaklar yavaşlar aniden. Zaman durur, temaşa sona ermiştir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/abdullahbasaran.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/abdullahbasaran.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/abdullahbasaran.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/abdullahbasaran.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/abdullahbasaran.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/abdullahbasaran.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/abdullahbasaran.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/abdullahbasaran.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/abdullahbasaran.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/abdullahbasaran.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/abdullahbasaran.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/abdullahbasaran.wordpress.com/332/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/abdullahbasaran.wordpress.com/332/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/abdullahbasaran.wordpress.com/332/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=332&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/yakaza-ya-da-iz-birakan-intihar-iii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cfb26c07370bbbc32e4eeeb4e1f350c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">mâverâ.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Alınacak Dersleri Yeniden Düşünmek</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/alinacak-dersleri-yeniden-dusunmek/</link>
		<comments>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/alinacak-dersleri-yeniden-dusunmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 15:59:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mâverâ.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://abdullahbasaran.wordpress.com/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[Fransız hin yazar Georges Perec bir yazısında şöyle diyor: Bana öyle geliyor ki biz hep olay&#8217;a , hep tuhaf olana, olağanüstü olana kulak veriyoruz: Birinci sayfada, beş sütuna koca manşetler. Trenler ancak raydan çıktıkları zaman varlık gösterebiliyorlar, ölü sayısı ne kadar çoğalırsa, trenler de o kadar varlık kazanıyor. Japonya’da peyderpey yaşanan felaketler silsilesini değerlendirmeye alıyoruz. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=330&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fransız hin yazar Georges Perec bir yazısında şöyle diyor: <em>Bana öyle geliyor ki biz hep olay&#8217;a , hep tuhaf olana, olağanüstü olana kulak veriyoruz: Birinci sayfada, beş sütuna koca manşetler. Trenler ancak raydan çıktıkları zaman varlık gösterebiliyorlar, ölü sayısı ne kadar çoğalırsa, trenler de o kadar varlık kazanıyor.</em></p>
<p>Japonya’da peyderpey yaşanan felaketler silsilesini değerlendirmeye alıyoruz. Neden? Çünkü beş sütuna koca manşetlerle “felaket” gözümüzün içine sokulmuştur. Deprem, tsunami, nükleer tehlike vesaire olaylar varlıklarını göstermişlerdir. Hatta bu öylesine bir varlıktır ki Japonya’dan beklenmeyecek seviyede ölü sayısı yükselmiştir. Hat safha: bilanço giderek ağırlaşmaktadır. Japonya yüzyılın felaketinin tam ortasında. Japonya izliyor, dünya izliyor, insanlık el pençe divan.</p>
<p>Nedir bu el pençe divanlık diyoruz, araştırıyoruz biraz. Doğal felaket deniyor, bilimsel açıklamalar yapılıyor, kimisi kader diyor, kimisi Tanrı’nın kudreti. Japonya deprem ve tsunami bölgesi olmasından ötürü dünya o kadar alışmış ki ordan deprem haberi duymaya, normalin dışındalık bize Japonya’nın varlığını gösteriyor. Japonya’da tren raydan çıkmıştır ki biz Japonya’yı fark edebilmekteyiz. Peki Japonya bize ne söyler?</p>
<p>Bir felaketten ders çıkarmak gelenektir. Geleneğin söylemi de nasihatin değil musibetin ortaya çıkarabildiği dersleri görmektir. Dersler. Dersler bize ne söyler? Hatta, dersler nedir? Bir nesneleştirme değil midir şu dersler. Japonya’da bir felaket olur büyük puntolu, biz nesneleştirerek onu değerlendiririz. Kader deriz, doğa ananın cilvesi deriz. Japonya’da bir aileyi yine deprem vurur, canhıraş kaçarlar. Deprem geçer aniden eve dönüp birkaç parça eşyaya tamah ederler ve bu sefer de tsunami gelir ve evlerinde, tam da istedikleri eşyaların yanında sonsuza dek birbirlerinden ayrılırlar maalesef.</p>
<p>Bu trajediden şuraya geliyorum: Ailenin, eşyaya yönelik “gayriihtiyari” tamahı sonucu dağılmasını değerlendirmek trajediyi nesneleştirmektir. Nesneleşen bu olay, salt nesne değil bütünüyle özneldir. Yani biz, bir olayı seçip onun hakkında konuştuğumuzda tepeden bakar üslupta konuşma yetkisine sahip değilizdir. “Eşyaya tamah ile gelen acı durum” bizim öznel nesnemizdir ve genel geçer sonuçlar vermez. Bir felaketten ders çıkarma her dünyagörüşü için geçerlidir: Kimi bunu daha çok çalışmanın gerekliliği olarak algılar, kimi Tanrı’nın yasalarının çiğnendiği düşüncesini seçer, kimi kaderi bilimle yenemeyeceği sonucuna ulaşır. Ancak bu “dersler” kişiseldir ve “ortak bir ders” olgusu her zaman hâkim paradigma tarafından “yönlendirilir”.</p>
<p>Ailenin trajedisi bize bir ders verebilir, ancak bu durum, “ailenin eşyaya tamahtan ötürü sonsuza dek dağılması” nesnesini her ne kadar insani bir gerekçe ile de olsa “materyal” olarak algılanamaz. Duygular işin içine girdiğinde, yani pratik alanda, materyal dersler tuz olup giderler. Dersler, insan için hayati bir önem arzettiği kadar, insan aklına vurulmuş bir prangadır da.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/abdullahbasaran.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/abdullahbasaran.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/abdullahbasaran.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/abdullahbasaran.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/abdullahbasaran.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/abdullahbasaran.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/abdullahbasaran.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/abdullahbasaran.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/abdullahbasaran.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/abdullahbasaran.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/abdullahbasaran.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/abdullahbasaran.wordpress.com/330/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/abdullahbasaran.wordpress.com/330/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/abdullahbasaran.wordpress.com/330/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=330&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/alinacak-dersleri-yeniden-dusunmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cfb26c07370bbbc32e4eeeb4e1f350c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">mâverâ.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Klişe</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/klise/</link>
		<comments>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/klise/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 15:58:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mâverâ.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://abdullahbasaran.wordpress.com/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[Ve biz kuş olup gidemedik bir trenle ya içimize oturmadı bile hiç çünkü başka yöndeydi gözümüz gözümüz ve kulağımız hatta ilgimiz ve gönlümüz (peh) bu ne yaman çelişkidir ki dillerde başka başka duygular var soğuk ve içtenliksiz ve yalın yuh olsun bize çün kaçırdık biz treni biz ki modern kafalar (ha) kafa dedim zihin değil [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=328&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ve biz kuş olup gidemedik bir trenle ya içimize oturmadı bile hiç çünkü başka yöndeydi gözümüz gözümüz ve kulağımız hatta ilgimiz ve gönlümüz (peh) bu ne yaman çelişkidir ki dillerde başka başka duygular var soğuk ve içtenliksiz ve yalın yuh olsun bize çün kaçırdık biz treni biz ki modern kafalar (ha) kafa dedim zihin değil zihnin dahi bir ruhu var (doğrudur bizde ruh yok) konuşuyoruz ancak boş lakırdı ki lanet olsun lakırdıya bize treni kaçırttı ve lanet olsun modern zihne (düzeltiyorum kafaya) ve konjonktüre bize bunu dert etmemeyi tembihledi ve lanet olsun şeytana şeytana şeytan dememeyi öğreten şeytana.</p>
<p>Klişeler zihnimize çakılı sfenksler ki beraberliğe de karşı dururlar hakikatin tekliğine de tekliğin birden fazla tezahürüne de (ancak) yerlerini sağlamlaştırırlar gittikçe (dersin) be hiç mi faidesi yoktur bunun gardaş yoktur gardaş yoktur çünkü o bize sfenksin yapılış sebebini unutturmuştur yoktur çünkü içinden ruhunu almıştır onun geriye kalan bir tek putu vardır duaları Tanrıya götürmeyen yoktur çünkü ağızlara sakız etmiştik ya hani sevinci heyecanı hüznü gözyaşını inancı yoktur gardaş yoktur işte konuşturma beni bize treni kaçırtan odur işte klişelerdir bizi kaçırtan.</p>
<p>Neden ettirgen yapı daha kolay gelir bize hiç mi irademiz yoktur bizim hiç mi suçumuz yoktur ayrıksılaşmakta (şayet) barizdir kimin hakareti kimin cebinde tek sıkımlık tabanca kimin sükuneti kimin sırtına saplanacak balta (değil midir ha) belli değil midir her şey klişeler yüzünden ayrıksılaşmakta olduğumuz ve değildir ki tek klişe hakimiyeti güncelde (örneğin) bir gemi yol alır özgürlüğe savaşır tağutla ama ismini takım tutar gibi tutanın dışında yok mudur zihnî sfenksleşmeler (doğrudur) onun yanında ya da ona karşı (elbette) ötekileşmeler de buradan başlıyor sanki zihnini savan klişelerin hücumuna uğradığının dahi farkına varmadan dökülüyor ağzından üç beş damla zırva hemen ayrı bir köşeye geçip şeytana şeytan dememeyi öğreniyor müslümana da müslüman.</p>
<p>Evet a y r ı k s ı l a ş m a k t a y ı z klişelerden çünkü ağzımız ancak laf yapıyor (ama) gönlümüz içten satıyor kendini şeytana (bravo) bravo gardaş sen de kendine bir köşe ediniyorsun yavaş yavaş (bravo) ama oynun sonuna kadar her rüyanda geçen trenler güneşte kaybolacak elbette ve sen edindiğin köşende izleyeceksin tüm olan biteni huzursuz (huzursuz ve sükut suretinde) güneşe bakmaktan gözlerin yanacak.</p>
<p>O güzel trende güneşe giden güneşte kaybolan o güzel insanlara selam olsun.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>İhtiyar Dergisi&#8217;nin 3. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/abdullahbasaran.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/abdullahbasaran.wordpress.com/328/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/abdullahbasaran.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/abdullahbasaran.wordpress.com/328/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/abdullahbasaran.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/abdullahbasaran.wordpress.com/328/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/abdullahbasaran.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/abdullahbasaran.wordpress.com/328/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/abdullahbasaran.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/abdullahbasaran.wordpress.com/328/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/abdullahbasaran.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/abdullahbasaran.wordpress.com/328/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/abdullahbasaran.wordpress.com/328/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/abdullahbasaran.wordpress.com/328/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=328&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2011/07/11/klise/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cfb26c07370bbbc32e4eeeb4e1f350c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">mâverâ.</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hayat Telaşesi Varken.</title>
		<link>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2010/12/17/hayat-telasesi-varken/</link>
		<comments>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2010/12/17/hayat-telasesi-varken/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Dec 2010 21:02:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mâverâ.</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://abdullahbasaran.wordpress.com/?p=322</guid>
		<description><![CDATA[Kasım ayında büyük bir kıyamet sahnesi oynadık hepimiz. Avrupa Yazarlar Palamentosu toplanacak, toplansın. Türkiye’den ve dünyadan birçok yazar katılacak, katılsın. Gelip bir güzel edebiyat üzerine muhabbet edecekler, etsinler. Bir yazar varmış, Nobel Edebiyat Ödülü’nü de almış, adı neymiş, Naipaul muymuş, işte o da gelecekmiş, gelsin. Ama onur konuğu olacakmış, ha bak orada kalacaksın, olmasın, o [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=322&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kasım ayında büyük bir kıyamet sahnesi oynadık hepimiz. Avrupa Yazarlar Palamentosu toplanacak, toplansın. Türkiye’den ve dünyadan birçok yazar katılacak, katılsın. Gelip bir güzel edebiyat üzerine muhabbet edecekler, etsinler. Bir yazar varmış, Nobel Edebiyat Ödülü’nü de almış, adı neymiş, Naipaul muymuş, işte o da gelecekmiş, gelsin. Ama onur konuğu olacakmış, ha bak orada kalacaksın, olmasın, o “…” adam olmasın! Evet, kıyamet geldi ve çattı. Bağrışmalar, çağrışmalar, birbirlerine laf geçirmeler, suçlamalar, hakaretler, ötekileşmeler, ötekileştirmeler. Başlı başına zırva. Aslında ilk tepki gayet anlaşılabilir. İslamcı bir gazete, “Gelmesin bu gâvur” manşeti atar ve başlar parodi. Ya hu, ciddiye alınacak bir tarafı mı vardır ki bu kadar üzerine gidilir bu manşetin? Ama yok, İslamcı bir gazete attı ya, vurun bütün abalı hemşehrilerine, herkes İslamcı, herkes ham yobaz kaba softa. Merkezde kim mi var? Basit. Tabi ki Cihan Aktaş. Ve onun gibi düşünen birkaç yazar daha. Gayet düzgün bir üslupla Naipaul’un katılmasından ziyade “onur konuğu” olarak davet edilmesine karşı çıkan Cihan Aktaş’adır tüm hücum. Yazık olmuştur. Eğer bir kimse, “onur konuğu”na böyle bir şahsiyeti yakıştıramıyorsa ve bu yakıştıramama basit bir söylemden öte gerekçeliyse, dinî duygularını, insaniyetini gerekçe olarak sunuyorsa, işte burada eleştirinin dozajını ayarlamamız gerekir. Bir kişinin bu toplantıya katılma hakkını savunurken bir diğer kişinin eleştiri hakkı elinden alınmaktadır.</p>
<p>Buraya kadar olan eleştiri dozajı meselesi bir şekilde anlaşılabilir. “Aman gâvur o zaten, gelmesin” görüşüyle “bunlar zaten gerici, yobaz, görüşlerine itibar edilmez” görüşünün çatışması mâlum olan bir çatışmadır. Ancak yine de sıhhatli görüşler altında bu çatışma normal düzeye inebilir ve saygı çerçevesinde konuşmalara devam edilebilir. Bundan daha kötüsü, edebiyatçılarımızın kendilerine kutuplaşacak bir mesele aramasındadır. Bu bazen edebiyatta erotizm olur, bazen din söylemlerinin yanlışlığı, bazen argo, bazen etnik köken. Bu seferki konu ise gâvura gâvur deyip dememekte. Basit bir mesele, bir anda muhteşem bir kutuplaşmayı tetiklemektedir. Yok Ömer Lekesiz Cihan Aktaş’a saygısızlık eder, Hilmi Yavuz Naipaul meselesinde tabiki protesto kartını seçer, İsmet Özel Hilmi Yavuz’u “bir yerlerin emriyle yazan kişi” olarak suçlar, Murat Uyurkulak “Naipaul gelmiyorsa ben de gelmiyorum” resti çeker, Murat Menteş centilmenliğin esas olduğuna vurgu yapar, birileri onun bu tavrını fazla liberal bulur ve hatta “özünden kopuş” olarak niteler, falan filan. Evet, centilmenlik esastır. Evet, o gelmiyorsa Uyurkulak da gelmesin, onun görüşüne de saygı duymamız gerekir. Evet, Hilmi Yavuz uyarır bizi bu adam için, bu da güzel. Hatta Menteş der ki, Hilmi Yavuz uyarabilecek yerde mi ki, kendini entelijansiya olarak görürken, diğer entelijansıyayı ne görüyor der. Bu da doğru. Cihan Aktaş bir sömürge yazarı olduğu ve müslümanlara hakaret ettiği için aynı masada olmak istemez, bu da gayet yerinde. Kimi neye nasıl suçlayacağız? Her şey ortada, ancak keşmekeşten görülmüyor. Görülen tek şey var ki kutuplaşmanın zırva olduğu. Naipaul’un gelmesi gerektiğini düşünenler onun gibi gâvur olmayacağı gibi, gelmesini istemeyen entelektüel kesim de yobaz olarak nitelendirilemez. Cihan Aktaş’a, bilmem hangi köşe yazısında, “Zaten Naipaul’u da okumamış” gibi cahil cühela laflar edilemez. Bu kargaşadan hiçbir taraf haklı çıkmayacaktır, burası kesin. Çünkü Naipaul’ün gelip gelmemesi basit bir mevzudur. Edebiyatçılarımızdan basitle iştigal değil edebiyat beklemekteyiz.</p>
<p>Bu sayının gecikmesinde bizlere yardımcı olan sınavlar ve hayat telaşesi, elbetteki büyük bir bahane sayılamaz. Umuyoruz ki böyle bir gecikmeyle yeniden karşılaşmayız. Bir sonraki sayıda görüşme ümidi ile.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Bu yazı Müfredat Kitap Dergisi&#8217;nin 4. sayısına yazılan <a href="http://mufredat.wordpress.com/2010/12/17/hayat-telasesi-varken/">editör</a> yazısıdır.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/abdullahbasaran.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/abdullahbasaran.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/abdullahbasaran.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/abdullahbasaran.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/abdullahbasaran.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/abdullahbasaran.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/abdullahbasaran.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/abdullahbasaran.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/abdullahbasaran.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/abdullahbasaran.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/abdullahbasaran.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/abdullahbasaran.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/abdullahbasaran.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/abdullahbasaran.wordpress.com/322/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=abdullahbasaran.wordpress.com&amp;blog=717216&amp;post=322&amp;subd=abdullahbasaran&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://abdullahbasaran.wordpress.com/2010/12/17/hayat-telasesi-varken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/1cfb26c07370bbbc32e4eeeb4e1f350c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">mâverâ.</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
